We use cookies in this website to serve you better.

We use cookies to personalize content and ads, provide social media features, and analyze traffic. We may also share information about your usage of our site with our social media, advertising, and analytics business partners. Our business partners may match this information with other information that you provide to them or that they collect while using their services.

What is the cookie?

Cookies are small text files that web-sites use to make their experience more efficient. According to the GDPR, we can place the cookie absolutely necessary for the operation of this site.If you have an account and do not want to these cookies you should delete account after login. For other types of cookies we need to get permission from you. This site uses different types of cookies. Some cookies are placed by third party services on our pages like google analytics. You should change your cookie settings in their privacy pages because of we can not interfere to those cookies. Your permit is valid for the following areas: web.tv

MERHABAREV

29 views
Category Documentary
Date Added
LanguageTurkish [Türkçe]
Description
MERHABA
BAREV
MERHABAREV
İstanbul’lu ve Erivan’lı on fotoğrafçı, 2006 yılının Mart ayında bir araya gelerek ortak bir çalışma yapmaya karar verdik. Hareket noktamız, her iki toplumun birbirini yeterince tanımadığıydı. Yüzlerce yıl birlikte yaşadığımız, aynı coğrafyaları paylaştığımız, bugün de kapı komşusu olduğumuz halde aramızda uçurumlar vardı.
İnsanlarımızın birbiriyle sanat-kültür etkinlikleri aracılığıyla, bağımsız medya kanallarıyla ve ortak projelerle doğrudan ilişkilenmesi, ön yargıların aşılması için ilk adım olabilirdi. İlişkilerin normalleşmesiyle başlayacak diyalog ortamı her iki toplumun da yararına olacaktı.
Patker Photo’dan ve Nar Photos’dan bu çalışmaya katılan fotoğrafçılar, bağımsız birer görsel medya platformu olarak birlikte üretebileceğimize inanıyorduk. Öte yandan ortak bir faaliyeti yürütebilmek için öncelikle birbirimize güvenmemiz gerektiğini biliyorduk. Ortaya çıkacak ürünler kadar birlikte yaşayacağımız sürecin de önemli olduğunun farkındaydık. Aynı dili, belgesel fotoğrafın dilini kullanıyorduk, anlaşmamız kolay oldu.
Birbirimizin kentlerinde birer hafta geçirdik. Bu süre içinde sadece görünenleri değil, görünenlerin arkasındaki gerçekleri de fotoğraflamaya çalıştık. Kuşkusuz zaman sınırlıydı ve bu iki kültür kenti fotoğrafçılara sonsuz olanaklar sunuyordu. Kameralarımızla girdiğimiz kamusal alanlarda, davet edildiğimiz özel mekânlarda, kalabalık caddelerde, uzak mahallelerde ve arka sokaklarda dostça karşılandık. Binlerce kare fotoğraf çektik, onların arasından seçtiklerimiz MERHABAREV adlı bu ortak çalışmayı oluşturdu.
Biz sosyal belgesel fotoğrafçılar, içinde bulunduğumuz zamanla, yaşadığımız anla ilgileniriz. Gördüklerimizi başkalarıyla paylaşmak için kaydederiz. Çektiğimiz fotoğraflar bir anlam, bir hikâye içersin, haber ve bilgi taşısın isteriz. Zamanın akışını durduran her karemizle, yaşamın bütünlüğünden ayırarak yarattığımız her görüntüyle bugüne dair bir cümle kurmaya ve geleceğe bir söz bırakmaya çalışırız. Ortaya çıkan ürünler itirazlarımızı, eleştirilerimizi ve önerilerimizi taşır.
Fotoğraflarımız, insanlar-toplumlar-kültürler-halklar arasındaki mesafenin kapanmasına destek olsun isteriz. Farklılıkların korunarak eşit ve adil ilişkiler kurulmasını önemseriz. Önyargıların yıkılmasına, barış ve dostluğun gelişmesine katkıda bulunmaya çalışırız.
Ayrıca biz Anadolulular ve Kafkasyalılar, yaşadığımız acıları paylaşarak azaltmayı, yaralarımızı elbirliğiyle sarmayı biliriz.
MERHABAREV iki toplum arasında diyalogdan yana olanların, kapalı olan tüm kapıların ve sınırların açılmasını isteyenlerin, öncelikle kafaların içindeki sınırların aşılmasını gerekli görenlerin, bütün tabuların ortadan kaldırılmasını, fikirlerin özgürce ifade edilebilmesini, geçmişin ve geleceğin açıkça tartışılabilmesini savunanların desteklediği bir çalışma oldu.
Arto Tunçboyacıyan MERHABAREV ile ilgili sohbetlerimizin birinde şöyle demişti: “Kendine karşı dürüstsen fotoğrafın gerçek olur.” Biz belgesel fotoğrafçılar için gerçek vazgeçilmez değerdedir. Gerçeğin görünümleri arasında yolumuzu bulabilmek için dürüstlük, adalet ve özgürlüğün ne kadar önemli olduğunu biliriz. Bildiğimiz bir doğru daha var ki, tüm toplumlar ve insanlık âlemi, kendi geçmişiyle yüzleştiği sürece gelişebilir, özgürleşebilir ve daha iyi bir dünya yaratabilir. Bunun için gerekli koşullardan biri de geçmişin tutsaklığından kurtulabilmektir.
İşte bütün bu duygu ve düşüncelerle İstanbul’lu fotoğrafçılar yaşadıkları şehri Erivan’lı dostlarının gözlerine, Erivan’lılar da İstanbul’lu dostlarının gözlerine emanet ettiler.
Umarım bu fotoğrafları çekerken düşündüklerimizi ve hissettiklerimizi siz de hissedersiniz ve sevincimizi paylaşırsınız. Çünkü hepimiz biliyoruz ki acılar paylaşıldıkça azalır, sevinçler paylaşıldıkça çoğalır.
Özcan Yurdalan
25–29 Ekim 2006 Erivan/İstanbul
Tags